Röportaj | Berkay Kahvecioğlu “İlhamımı her yerden alıyorum, gökteki kuştan yerdeki taşa kadar..”

“Berkay Kahvecioğlu resim, heykel ve desen pratiğine dair ilhamını sokaktan alıp ve onu sokağa yeniden armağan eden bir üretim benimser. Konvansiyonel materyal ve yöntemler yerine mekânın ruhunu taşıyan nesneleri çalışmalarına dahil eder ve onlara müdahale ederek yapıtlarını üretir. Kahvecioğlu’nun ellerinde çöp torbası bir heykele, kağıt toplama arabası bir tuvale ya da yağan kar bir yerleştirmeye dönüşebilir.”

“Her Güne Bir Afiş” Sergi metninden alıntıdır.

Sanata olan ilginin nereden ve nasıl başladığına değinmek istiyorum. Bu ilgiyi profesyonel olarak gerçekleştirme sürecini aldığın eğitim ve kendi pratiğin bağlamında nasıl değerlendiriyorsun?

Öncelikle sanatçı olduğumu çok geç kabul ettim, çünkü bu ülkede sanatçı olarak değer görmek çok zor. Ben artık değer görmek istiyorum; yoksa en başından beri sanatçıydım, sadece bunun itirafı yeni geldi. 1 yıl animasyon okudum, 9 yıl heykel. Emeği geçen tüm hocalarıma sevgiler, köstek olan ve önüme taş koyan tüm hocalarımın da canı sağ olsun.

“Her Güne Bir Afiş” Berkay Kahvecioğlu

Çalışmalarının bende yarattığı imaj; sokakların genellikle hem atölye alanın hem de o atölyeden çıkan onlarca eserin sergileme alanı olması. Bu beraberlik senin için ne anlama geliyor? Seni zorlayan veya işini kolaylaştıran yanları var mı?

Sokakta değilim, her alandayım. Galeri ve kurumlarla da çalışıyorum; herkese ve her şeye ihtiyaç var. Birlikte olduktan sonra beni zorlayan bir şey yok. Ya hep beraber ya hiçbirimiz.

Buradan Melis Golar hanıma sevgilerimi ve saygılarımı sunuyorum; birlikte bir şeyler üretmenin güzelliğini tekrar hatırlattı bana geçen yaz.

İlhamını sokaktan alan bir sanatçı olarak sokakta çalışırken tercih ettiğin mekanları deneyimlemek senin için ne kadar önemli? Bu mekanları seçmeni sağlayan bağlantılar veya değişkenler neler?

İlhamımı sadece sokaktan almıyorum; hatta belki en az oradan alıyorum. İlhamımı her yerden alıyorum, gökteki kuştan yerdeki taşa kadar, her bir zerreden ilham alıyorum.

Kentin dehlizlerinde dolaşıyor, gözlemliyorsun ve bu vesileyle keşfettiklerini bizlere çoğu zaman hatırlamadığımız, birleştirici ve samimi bir dille anlatıyorsun. Bu anlamda sanatçı olmak senin için bulunduğu noktadan baktığında tam olarak neleri, nasıl bir üslupla anlatabilmeyi içeriyor?

Dilim her zaman samimi ve birleştirici. Benim sanatım kendi içinde oldukça disiplinli, sert ve kuralcı; ama askeriyeden ayrılıyor elbette, çünkü askeri okula gitmemeyi çok genç yaşta seçtim, sınavını kazanmama rağmen. Ben bir sanat askeriyim.

Şu an devam eden ve senin pratiğine oldukça yakışan, severek takip ettiğimiz “Her Güne Bir Afiş” sergi projenden bahsedelim isterim. Bu sergi fikri nasıl ortaya çıktı?

Bu fikir hep vardı; bazı günlere afişim var! şeklindeydi. 

Mekan değiştirdi, artık sokakta değil, galeri vitrinde.

Goethe-Institut Ankara “Her Güne Bir Afiş” – Berkay Kahvecioğlu

Afiş çalışmalarını her gün aynı saatte mi yapıyorsun? Seni izlemek isteyenler hangi saat aralıklarında nereye gelsinler?

Bana yazıp gelebilirler. Saatim belli değil; genelde 14:00-16:00 arasında düzenli olarak buluştuğum tek kişi Civan Atik. Fotoğraflarımı çekiyor, sağ olsun. Bir de düzenli olarak gittiğim bir yer var, Araftafaray; yemek yiyebiliyorum orada, çok şükür.

Teşekkürler can!

Sergi boyunca ürettiğin/üreteceğin afişler, o günün varlığını ve ruhunu yansıtmak amacıyla üretiliyor. Peki, bu çalışmalar için yine de bir ön hazırlık yapıyor musun yoksa o anın varlığı ile bir anlamda kendiliğinden gerçekleşen eserler mi bunlar?

Ön hazırlık yapıyorum elbette ama finali o gün yapıyorum; bazen bir sonraki gün asıyorum, eğer o gün boykot varsa yani.

Yıldızım sönmüyor, soğuyor üstelik dalgalar da boyumu geçmiyor, serinliyoruz. Biraz sıcak ama serinliyoruz şükür. ChatGPTgörsel, 2025

Yine sokağa dönmek istiyorum. Sokak, herkesi taşıyan, herkesin karşılaşabileceği, ayrışabileceği ve hayatın kendisinin de en net izlenebildiği bir yer ve hepimizin yegâne ortak noktası. Bu yanıyla bakarsak sokakta çalışmak aslında seni birçok insanla karşılaştırıyor. Bir sanatçı için en sansürsüz ya da otosansürün gerçekleşmek zorunda (!) olduğu en gerçek çalışma alanını da yaratmış oluyorsun böylelikle. Peki, bu şeffaflık ne tür bir tepki yaratıyor?

Ben zaten sokaktayım; sanatımı sokakta yapmıyorum, benim işim sokaklarda olmak, insanları izlemek, onları gözlemek, dinlemek. Ben hep sokaktayım, her şehrin her sokağında. Oradan aldığım verilerle sanat yapıyorum.

Son olarak, gelecek projelerin neler? Biraz da onlardan bahseder misin?

Aile evine dönüp odamı toplamak.

Berkay Kahvecioğlu Kimdir?

1995’ten itibaren doğumludur, bu inanç yetiyordu ona, hayat da zaten yaşanan bir şeydi, yere çakılana kadar kanatları olduğuna inanacak veya lisans eğitimini Ankara’da Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel bölümünü tamamlayacaktı. 2023’ te lisansı bitirdi.

Ankaraya gelmeye karar vermesinde Barış Bıçakçı ile birlikte, başka birkaç yazar ve müzisyen önemli rol oynadı. Heykel bölümünü tercih etmesinde ise, elinin ayağının bir türlü duramaması, çamurla oynamayı çok sevmesi,-ama bir gün kar yağdı ve okulun kapısını karla kapattı-.

Sonbahar geldiğinde ise; aynı kapıyı yapraklarla örtmüştü, o gece yaprak toplarken bir tilki gördü, uzunca bir süre takip etti, her gün aynı yere yemek bıraktı, o sıralar yuva dedikleri yer birbirine yakındı, komşu sayılırlardı. Bir minibüsü vardı. Kampüsün içinde park halinde, orada yatıp kalkıyordu, ikisi de (tilki ve kendisi) kampüste yaşıyordu. Bir gün kampüste dolaşırken okulun hurdalığını keşfetti ve oradaki hurdalarla bir dünya yarattı kendisine. Hurdalık dayz 1-2, herkesi topladı ateş yakıp dans ettiler, hurdadan yaptıkları heykellerin etrafında.

Hurdalıklarda ve çöplüklerde onu çağıran bir şey vardı. Bu çağrıyı dinledi sanatçı, -uzun mesafeler yürüdü, uzun yollar gitti, camdan akıp giden görüntüler gibiydi tüm karşılaşmalar-.

Elinin uzandığı her şeye dokunmak istedi. Kafasını cama dayayıp gittiği rutin otobüs yolculuklarında gökyüzünü göremedi, her yerde tabelalar vardı üstelik resmi ve yasal, onlarla oynadı, revize etti. Zeytin ağaçları ve ayçiçekleriyle aynı gezegende yaşadığı için kendini şanslı saydı ve burası sanat alanı, burası yaşam alanı diye bi ayrımı olmadı. Karşılaştığı her ne varsa bir sonraki karşılaşana selam vermek için müdahalelerde bulundu. Etrafta gezinen haylaz bi çocuk gibi, asaparagas kayıp kedi ve köpek ilanlarında, bu desenler kayıp değil, alın evinize götürün sizindir! dedi. Yaptığı ne varsa mekanla birlikte düşündü sadece mekanla da değil hayatla, kafasında hiçbir şeyin ayrımını yapamadı, her şey iç içe, birbiri üstüne, yan yana, sokağın kendisi gibi, -o büyük hisler, heyecanlar, hayatlar bir gün üstü örtülür bambaşka bir heyecanla-.

KATILDIĞI SERGİLER

Hacettepe Üniversitesi Geleneksel Büst Yarışması Sergisi, 2016

Hacettepe Üniversitesi Ulusal Ağaç Sempozyumu, 2017 -düzenleyen, katılan-

Koltuk Tasarım, 96lar köprüsü, 2017

Kesişen Yazgılar Köprüsü, Armada üst geçit, 2018

Parçalı Yazıya Has Gevezelik, İklim Sanat Galeri, 2019

Hurdalık DAYZ, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü Hurdalığı, 2019

Hurdalık DAYZ 2, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü Hurdalığı 2020

Ada Sakinlerinin Dikkatine!, Eryaman/Ankara ev kapanış sergisi, 2020

Artan Kara, Sıhhiye işporta pazarı, 2020

Benlik Kısa Ömürlü Bir Hayvan, Hood Base, karma sergi, 2020

12/7, Başçavuş Sokak ev kapanış sergisi, 2020

Sürülebilir Bir Sergi: Sokağın Yüzleri, 2021,2024

Çizgiyi pazara çıkarmak, Mordoğan/İzmir köy pazarı, 2021

Çizgiyi pazara çıkarmak 2, Kartal/İstanbul semt pazarı, 2021

Refleks, Stüdyo Sumo, karma sergi, 2021

Algı Operasyonu, Yer Mekan, 2022

ben X biz, Çağdaş Sanatlar Merkezi, Çankaya, 2024

Dreamland,Unite Ortak Mekan, karma sergi, 2024

Onlar Burada Yaşıyorlardı. Canavarlar, 37/b, karma sergi, 2024

Özgür Üniversite Hareketi Yaz Kampı, Sergi & Atölye, Karaburun, 2024

Yer Duygusu, Barbare Üzüm Bağları / Tekirdağ, Karma Sergi, 2024

Gece, Sokak Sergisi/Kadıköy/İstanbul, Karma Sergi, 2024

Fermantasyon/Oksidasyon, Darağaç Kolektifi, İzmir, Karma Sergi, 2024

Yorum bırakın