“Ev, sadece bir mekân değil, aynı zamanda bir duygudur. Birçok farklı anlam taşır: güven, kökler, geçmişin hatıraları, belki de geleceğin hayalleri… ‘Gün Olur Herkes Evine Geri Döner’ sergimde, bu soyut kavramları somut bir şekilde sizlere sunuyorum. Her bir eser, izleyicisini kişisel bir yolculuğa davet ediyor; evin kapılarını aralıyor, farklı katmanlarını keşfetmenizi sağlıyor.”
Röportaj: Buket Bal Soezeri
Sinan Merhaba, Seni ArtMeant* Project’te ağırlamaktan dolayı çok mutluyum. Teklifime icabet ettiğin için ayrıca teşekkür ederim.
İlk olarak sanata olan ilginin nereden ve nasıl başladığına değinmek istiyorum. Bu ilgiyi profesyonel anlamda gerçekleştirme sürecini aldığın eğitim ve kişisel pratiğin bağlamında anlatır mısın?
Merhabalar, ben de sizlerin sayesinde sanatseverlerin aklında olan soruları cevaplamaktan dolayı çok mutluyum.
Küçük yaşta ansiklopediler ve mecmualarla tanışmam meraklı bir kişiliğe sahip olmamı sağladı diyebilirim. Çeşitli karikatür mecmuaları -Gırgır, Leman, Lombak– ve günümüze kadar niceleri ise kendini ve derdini ifade etmenin farklı bir yolu olduğunu görmemi ve hayata farklı pencerelerden bakmamı sağladılar. Sokakata büyüyen bir çocuk olarak lise yıllarımda ise yolum sokak sanatıyla kesişti. Bu da insanlarla iletişime geçmenin farklı bir yoluydu benim için , çok hoşuma gitti ve akademik yıllarımda gerçek anlamda sanata bulaşmama da vesile oldu. Tüm bunlara rağmen kendimi; usta çırak ilişkisiyle atölyede yetiştirmiş bir sanatçı olarak tanımlayabilirim. Benim sanat pratiğimin gelişmesinde daha çok atölyemin katkısı olmuştur. Bu süreçlerde hayatın içinde yoğrulurken geleneksel ve çağdaş yöntemleri harmanlayarak farklı bir dil oluşturma yolunu tercih ettim ve kendi karakterlerimi yarattım.

Çalışmalarında oyunu çağrıştıran imgelerle beraber canlı renkler ve zaman zaman deforme edilmiş figürler dikkat çekiyor. Çalışmalarının biçimsel özellikleri ve medyum çeşitliliği, eserin kurgusu ve hikayesiyle ne tür bir bağlantıya sahip?
Çalışmalarımda imza malzemelerimi kullanmaya özen gösteriyorum bu da izleyicinin benimle daha rahat ilişki kurmasına sağlıyor.
Ben çeşitli disiplinlerde üretim yapan bir sanatçı olarak biriktirdiğim hikayelerimi ve temaları doğaçlama bir şekilde çeşitli yüzeylere aktarıyorum. Bu yüzeyler naçizane benim oyun alanlarım ve dünyam. Hikayelerim renklendikçe onlar da renkleniyorlar.
Kullandığım medyum ve pratiklerle hayatıma giren sıradan insanları resmediyorum. Çünkü en güzel hikayeler sıradan olanlardır. Her bir hikayede hikayesini anlattağım karakterlerden ve benden minik notlar görebiliyorsunuz. Kısacası benimle başlayan ve ölene kadar da devam edecek olan; kendi kurguladığım, tamamen bana ait yeni bir evrende hep birlikte yaşıyoruz ve tarihe kayıt niteliğinde bir belge bırakıyorum diyebilirim.

Senin için sanatsal üretimi, sanatçının geçmişini ve bugününü anlayabilmek adına önemli bir kaynak hatta bir harita. Peki sen çalışmalarında kendi geçmişine ve bugününe dair ne tür izler bırakıyorsun? İzleyici bu bilgiyi eserlerine bakarken nasıl okumalı?
İzleyici herhangi bir uyarıcı etken olmadan not, sergi metni v.s. sergiyi gezmeli kendi keşfini yapmalı. Daha sonra sergi üzerine sanatçının anlatımları ya da paylaştığı doneler üzerine konuşulup tartışılabilir.. Aynı şeyleri düşünmek ya da görmek zorunda olmadığımızı fakat ortak bir tutkumuz olduğunu düşünüyorum. Geçmiş, bugün ve gelecek arasında minik imgeler kullanarak, bazen renklerle bazen de üç boyutlu bir tema halinde insanları kurgunun içine çekiyorum. Yapboz gibi düşünebiliriz, küçük parçalardan bütüne gidebilirken tam terside mümkün. Sadece gereksiz fazlalıkları bakış açılarından çıkarmalarını sağlıyor ve mesajı iletiyorum.

Gerçekleştirdiğin ilkel ve içsel karakterlerine değinmek istiyorum. Bu karakterler her ne kadar ilkel ve içsel olsalar da görünümleri itibariyle modern ve eğlenceliler de. Örneğin; Miço Nazım ve Janti Fikret görünüm itibariyle; tanıdığımız modernize edilmiş bir çizgide olsalar da hepimizin bildiği tanıdığı mahalleden birinin hikayesini anlatıyor gibiler. Bize biraz bu iki karakter özelinde; karakterlerini, arkalarında bulunan hikayelerini, ortaya çıkma biçimlerini anlatır mısın?
Şöhretler Kulübü teması altında bu seriyi ortaya çıkardım ve çıkarmaya devam ediyorum. Evet bu karakterler sıradan insanlar ve hayatın her alanında karşılaşabileceğimiz tipler. Bu karakterlerin ortak özelliği benim soframda oturmuş olmaları ve paylaşımlarımız. Yolu bir şekilde evimizden soframızdan bazen geçen bazen kalan insanlar diyebiliriz. Hepsinin kendine has bir hikayesi var ve bu hikayeleri anlatırken minik ipuçları vermeye çalışıyorum. Örneğin; Miço Nazım gerçekte bir gemici kıyafeti giymiş bir karakter olarak karşımıza çıkıyor fakat bir gemici gibi acaba her limanda bir sevgilisi olan bir karakter olmayabilir mi? Kafasındaki “Hanımeli” isimli kayığa sadakat ve samimi bir sevgi besleyen amansız bir aşık mı?

Bir yapıt sanatçısından çıktıktan sonra bambaşka hayatlarda harikulade hikayelere, anılara ya da tiplemelere dönüşebilir.
Janti Fikret evin haylaz dayısıdır. Onu bakışından, giyiminden, ceketindeki pinlerinden tanırsınız. Bazen sevilen bir dayı bazen de evin sevilmeyen damadı, kuzeni, amcası v.s. herşeyi olabilir.

Art Capsule Galeri’de devam eden kişisel sergine değinmek istiyorum. Bu sergi projesi nasıl ortaya çıktı? Sergi projsinden, galeriden ve hazırlık sürecinden bahseder misin?
Art Capsule Galeri’nin kurucuları Güler Hanım ve Erol Bey ile galeri kurulduğu günden bu yana süregelen bir tanışıklığımız ve diyalogumuz var. Yıllardır birlikte güzel bir projeye imza atmak istiyorduk. Ailemizin ve sanat dünyasının en sevilen, genç sanatçıların destekçisi Hakan(Kürklü) abiyle galeri ziyaretimizde bir anda bu sergiyi yapma kararı aldık ve bu sergiyi gerçekleştirdik.
“Gün Olur Herkes Evine Geri Döner” teması hazırlandığım bir seriydi. Kendine has bir mimarisi olan bu galeri, altı yıl önce mekâna ilk adım attığım anda zaten beni çok etkilemişti. Galerici dostlarım o zaman da beni evimde gibi ağırlamışlardı ve bu his evimin bir kısmını buraya taşımamı sağlayarak insanları evinde gibi hissedecekleri bir kurguya götürdü bizi.
Sahne sanatları tasarımcısı ve uygulayıcısı olarak da bir iki sihirli dokunuşla bunu gerçekleştirdim.

“Gün Olur Herkes Evine Döner” sergi ismi çok anlamlı. Bir gün herkes yerini bulur anlamı taşırken öte yandan bildiğimiz en güvendiğimiz alan ve alanlara dönüşü işaret eden, iyileştirici bir anlamı da var. Bu isme nasıl karar verildi?
Bir replikten yola çıktığım bu isim Hakan Kürklü’nün devrik bir cümleyi toparlamasıyla son halini aldı.
Ev, sadece bir mekân değil, aynı zamanda bir duygudur. Birçok farklı anlam taşır: güven, kökler, geçmişin hatıraları, belki de geleceğin hayalleri…
“Gün Olur Herkes Evine Geri Döner” sergimde, bu soyut kavramları somut bir şekilde sizlere sunuyorum. Her bir eser, izleyicisini kişisel bir yolculuğa davet ediyor; evin kapılarını aralıyor ve farklı katmanlarını keşfetmenizi sağlıyor. Sergideki eserler, sadece fiziksel evler değil, insan ruhunun evlerini de yansıtıyor. Hepimizin içinde bir ev var, bir yer, bir anlam arayışı. Bu sergiyle, hepimizin bir zamanlar kaybolduğumuz, sonra yeniden bulduğumuz evlerimizi gözler önüne seriyorum.
“Evin anlamı, onu paylaştığın insanlardadır”

Senin çalışmalarını özgün kılan fikirlerden biri de bizlerin ve bizden önceki kuşakların aşina olduğu çizgi roman / karikatür duygusunun senin eserlerinde net bir biçimde hissediliyor olması. Bana kalırsa bu fikrin oluşturduğu samimiyet hissi eserin ifadesini daha güçlü kılıyor. Biriktirdiğin, gerçek hikayelerin için kurguladığın fantastik dünyalara; bu anlatım diline ve samimiyetine istinaden neler söylemek istersin?
İnsani duyguların ve samimiyetin olduğu bu kurgulanmış evreni, yalınlığını bozmadan ve özünü kaybetmeden sürdürmeye çalışıyorum.
İnsanlar bir yerlerde kendi gibi olanları bulup iletişime geçiyorlar ve yalnız olmama hissini de seviyorlar. Benim üretimlerimin onları en çok etkileyen yanı da bu olabilir. Bireyin gittikçe daha da yalnızlaştığı bu dünyada yalnız olmadıklarına, sadece pencereden dışarı bakmaları gerektiğine dair bir vurgu benim yapıtlarım.
Hayatın içinden tam merkezinden…
Sergi içerisinde kendinle özellikle özdeşleştirdiğin diğerlerinden daha başka bir yere koyduğun eser veya hikayeler var mı?
Tabi ki var Banyo Enstelasyonu ve oradaki her bir karakter benim için çok anlamlı. Duş alan Kazım Kartal’dan tutun duvarda asılı olan resimlere hepsi benim için çok değerli. Ankara’da bulunan 13 numarayı sizlere elimden geldiğince taşımaya çalıştım. Posta kutusu içindeki mektuplar, serginin müzikleri bir yaşanmışlığın ve anıların tekrar canlanması aslında. Duvarda asılı olan resimler ne kadar sıradan hikayeler serisine mensup olsalar da 5 tanesi için ayrı olarak “içimde bir bahar” ismini daha uygun buluyorum.
Bu da izleyiciye samimi bir ipucum olsun..

Son olarak Art Capsule Galeri’de gerçekleşen bu solo serginin ardından, başka ne tür projelerin olacak? Yeni sergi, fuar ve kişisel anlamda kendini taşımak istediğin noktaya dair; üretim fikirlerinden ve gelecek projelerinden bahsedelim.
Bu yıl içinde İstanbul’da ve başka şehirlerde çeşitli karma sergilerde yer alacağım. Eylül ayında Türkiye’nin sanat adına önemli bir fuarında tekrar karşılaşacağız. Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi’nde ekim ayında kişisel bir sergim olacak ve bu ev temasını bu defa evin başka odalarıyla izleyiciyle sunacağım.
Yurtdışı projeleri üzerinde çalışıyoruz henüz netleşmiş bir tarih yok ama 2025-26 sezonunda yine bir kişisel sergi yolda diyebilirim.
Müze projelerine bu sezon da devam ediyorum. Roma dönemi temalı bir müze projesi üzerinde çalışıyoruz.
Yeni dönemde 3 boyutlu işler ve enstalasyonlar üzerine üretimlerime devam ediyor olacağım. Daha teatral ve kurgusal sergilere hazırlıklı olun diye bir tüyo da vereyim. 🙂
Oğuz Aral abimizin sözüyle de bu güzel röportajı sonlandıralım.
“Geçim derdini, can sıkıntısını, aşk yarasını, karı-koca kavgasını şipşak keser. Her derde devadır, gırgır da gırgır”
Beni izlemeye devam edin…
Sinan Dağ Kimdir?
1989 yılında Ankara’da doğan Sinan DAĞ, 2013 yılında Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-İş Öğretmenliği Programı’nı bitirdi. 2008 yılında kurucu üyesi olduğu nedensanat Atölyesi dahilinde başlayan sanat hayatına, resim başta olmak üzere disiplinlerarası plastik sanatlar alanında verdiği eserler ile devam etmektedir. Eserleri pek çok kişisel ve karma sergide yer almış, önemli koleksiyonlara dahil edilmiştr. Ayrıca, dekoratör olarak çalışmakta olan sanatçı, sahne dekoru, sinema, dizi, reklam gibi sektörlerde sanatsal projeler yapmaktadır. Bunun yanı sıra T.C. Tarım ve Orman Bakanlığına bağlı pek çok tabiat ve tarih müzesinin sanatsal tema uygulamalarında ve özel sektörde aynı doğrultuda çeşitli görevler almıştır.






Yorum bırakın